Gürültü Kirliliği Nedir?



Gürültü, metalden tekstile, madenden inşaata hemen her iş kolunda ve giderek artan şekilde günlük yaşantımızdaki ortak sorunların başında gelir. Öncelikle son çeyrek yüzyılda insanların huzur ve sağlığını olumsuz yönde etkileyen bir faktör haline gelmiştir. Teknolojinin ilerlemesi ve yaşam düzeyinin hızlı bir şekilde yükselmesiyle gürültü kaynakları ve etki dereceleri hızla artmıştır. Otobüs, vapur, tren, uçak gibi toplu ulaşım araçları, sayıları her gün artan özel araçlar, imalathaneler ve fabrikalar ile konforlu bir yaşam için kullanılan elektrikli mutfak eşyaları, havalandırma alet ve gereçleri, insanların sağlığını ve huzurunu bozan gürültü kaynakları haline gelmiştir. Bu nedenle "Gürültü" kavramı çevre kirletici faktörler arasında yer almaktadır.

Gürültü, insanların işitme sağlığını ve duyusunu olumsuz yönde etkileyen, fizyolojik ve psikolojik dengesini bozan iş performansını, verimini azaltan, çevrenin hoşluğunu ve sakinliğini azaltarak veya yok ederek niteliğini değiştiren, gelişigüzel bir spektruma sahip istenmeyen seslerden oluşan önemli bir çevre kirleticisidir.

Dünyada ve ülkemizde meslek hastalıkları arasında en yaygın olanı gürültü nedeniyle işitme kayıplarıdır. Ülkemizde ve büyük şehirlerimizin pek çok semtinde yapılan gürültü ölçümlerinde elde edilen değerlerin eşik değerleri geçtiği saptanmıştır.

Tanım: İnsanlarda sağlık ve huzur bakımından geçici bir zaman için veya sürekli olarak zarar meydana getiren, belirgin bir yapısı olmayıp içerdiği ögelerle kişiyi bedensel ve zihinsel olarak olumsuz etkileyen, insanların işitme sağlığını ve algısını bozan, iş performansını azaltan, hoşa gitmeyen, rahatsız edici duygular uyandıran bir akustik olgu veya arzu edilmeyen sesler topluluğuna gürültü denir.

Bu noktada ses ve gürültü arasındaki farkı belirtmek açısından sesin tanımını belirtmekte fayda var. Ses; insan kulağının duyabileceği mekanik titreşimlerdir. Gürültü, sesin fizyolojik ve psikolojik olarak insan sağlığını olumsuz etkileyecek noktaya ulaşmasıdır.

Konuyla ilgili diğer tanımlar;

Titreşim: Tek cins ses dalgasının düzenli bir şekilde yinelenmesi olayıdır.
Hertz Sayısı (Hz): Titreşimin bir saniyede yinelenen sayısıdır.
Duyulabilen Ses: İnsan kulağının ses halinde alabildiği 16.000 - 20.000 Hz bölgesinde 9 oktav'dan oluşan titreşimlerdir.
Oktav: Sekiz sesten oluşan (do, re, mi, fa, sol, la, si, do) ses dizisidir.
Desibel (dB): Saniyede 1000 titreşim yayan (1000 hertz olan) bir sesin "phon" olarak duyum şiddetidir. Desibel (Decibel)  fiziksel bir büyüklük olmayıp, hesaplamalarda kolaylık sağlayan oransal ve logaritmik bir değerdir.
Phon: İnsan kulağının ancak hissedebildiği bir sesin şiddet birimi "1 phon"dur. Veya şiddeti ayrı olan iki sesi ayırt edebilme hususunda insan kulağının gösterdiği duyarlılık derecesi "1 phon"dur. Subjektif temele dayalı bir tanımlamadır.
Eşdeğer Ses Basıncı Simgesi (dB[A]): Phon veya desibel genellikle "subjektif şiddet" birimleri olduğundan, pratik amaçla fiziksel ses şiddeti (gürültü) olarak ifade edilmesini sağlayan "dB(A)" simgesi kullanılır. Örneğin; 80 dB(A) otoyoldaki gürültü şiddetini ifade etmektedir.

Başlıca gürültü kaynakları taşıtlar, endüstri kuruluşları ( fabrika ve imalathaneler), sosyal donatım araçları olmak üzere üç grupta toplanabilir.

Zararlı Etkileri

Gürültünün iç kulakta yaptığı değişiklikler kalıcı işitme kayıplarına yol açabilmektedir. İç kulak hem işitme organı kokleayı hem de denge organı vestibulu içerir. Koklea periferal işitmenin son organıdır ve işitmenin temel taşları olan tü hücrelerini korti organı adı verilen bir yapı içerisinde muhafaza eder. Ses uyaranına cevaben bu tüy hücrelerinde meydana gelen dalgalanmalar, bu hücrelerle ilişkili olan işitme sinirinin lifleri tarafından alınarak merkeze yani beyne iletilir. Gürültünün iç kulaktaki etkileri de bu tüy hücrelerinin harabiyeti şeklinde ortaya çıkar. Austik travma çok yüksek şiddetteki ani patlama tarzındaki gürültüye maruz kalma sonucu ortaya çıkmaktadır. Çok yüksek şiddetteki bu gürültüye maruz kalan bu kişilerde kulak zarı ve orta kulak kemikçikleri de hasar görebilmektedir. 

Belirli şiddet dereceleri aşılınca solunum hızı artar, kalp atışları zayıflar, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi rahatsızlıklar meydana gelir.
Davranış bozuklukları, sinirlenme, genel rahatsızlık duyguları meydana gelir.
İş verim gücü düşer ve kas yorgunluğu meydana gelir, vücut hareketleri engellenir.

Gürültü Şiddeti [dB(A)]                         Etkileri
             30                                        Gece uykusuzluğu başlangıcı
           30-65                                     Öfke, kızgınlık, uyku bozukluğu, zihinsel yorgunluk,                                                                   konsantrasyon yitirme
           65-90                                    Solunum hızlanması, kalp atışları yavaşlaması, baş                                                                  dönmesi ve baş ağrısı, ani refleksler
           90-120                                   Sürekli rahatsızlıklar, fizyolojik tepkilerin artması
         120-140                                   İç kulakta ciddi zararlar, denge bozuklukları
         140-180                                   Ciddi beyin tahribi
            180<                                     Kulak zarı patlaması

Gürültü kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etki derecesi, gürültü şiddeti yanında gürültü süresinin uzunluğuna göre de değişir. Örneğin insanlar 85 dB(A) şiddetindeki gürültüye 8 saat süreyle zarar görmeden dayanabilmektedir. Ancak, bu şiddetin 94 dB(A) düzeyine yükselmesi halinde bu süre 1 saate inmekttedir.

Sanayileşmiş ülkelerde gürültü sorunu üzerine eğilme ve gerekli önlemleri alma çabaları 60-70 yıl önce başlamıştır. Ülkemizde ise bu sorun kısa bir süre önce ele alınmış olup, ciddi yasal düzenlemelerin yapılabilmesi, içinde bulunduğumuz yıllara kadar sürmüştür.
Kendi gözlemlerime göre bunun sebebi öncelikle denetimin ve gerekli yasal düzenlemelerin ve yaptırımların eksikliği, işverenin, çalışanlarının sağlıkları için gerekli olan önlemleri "fazladan maliyet" olarak görmesi, çalışanların ise gerekli önlemler alınsa bile "bana birşey olmaz" mantığıyla güvenliğini ve sağlığını düşünmeden işe devam etmesidir.

Ülkemizde gürültü kirliliğini arttıran nedenler;
- Plansız ve düzensiz kentleşme
- Büyük kentlerde kontrolsüz nüfus artışı
- Endüstrideki yeni tekniklerin uygulanmasındaki bilgi eksikliği
- Ulaşım sistemi planlamasında ÇED ( çevresel etki değerlendirmesi) yapılmaması
- Eğitim eksikliği
- Mevzuat karmaşası

Gürültünün Parasal Karşılığı


  • Yapılan araştırmalara göre gürültülü yerlerde çalışan işçilerde verimlilik %30, fikir işçilerinde ise %60 oranında azalmaktadır.
  • Gerek iç, gerekse dış gürültüsü çok olan hastanelerde yatan hastalar daha geç iyileşmekte bu da daha pahalı tedavi anlamına gelmektedir.
  • Gürültüden etkilenip uyuyamayan insanların kullandıkları uyku ilaçları kullananlar için fazladan maddi yük anlamına gelmektedir.
  • Uyku kalitesinin azalması, anlama güçlüğü nedeniyle doğan kayıp zamanlar; doğru karar vermenin gecikmesi, konsantrasyon bozulması, gürültü nedenli hastalıklar yüzünden kaybolan günler; aşırı yorgunluk nedeniyle işin yavaş yürümesi zaman ve para kaybına yol açmaktadır.
  • Üretimde nicelik ve nitelik kaybı, performans düşüklükleri verim kaybına,
  • Stres ve yorgunluk nedeniyle toplumsal ilişkilerde sürtüşmelerin yaşanması sosyal ilişki kaybına,
  • İşçi sağlığının iyileştirilmesi ile uygulanacak gürültü kontrolü tekniklerinin öğretilmesine ilişkin giderler eğitim giderlerine,
  • Gürültüye yoğun maruz kalanlara ödenen tazminatlar, gürültülü ortamlarda çalışanlara ödenen ücret farkları ve işitme kaybı yaşayanlara ödenen tazminatlar, beklenmeyen mali kayıplara neden olmaktadır.
  • Gürültü oranı yüksek olan bölgelerde konut ve arazi fiyatlarında düşüş yaşanmaktadır.
AB ülkeleri kapsamında yapılan bir araştırma gürültü nedenli ekonomik zararın yılda 10-40 milyar euro olduğunu ortaya koymuştur.

Gürültü Zararlarına Karşı Alınabilecek Önlemler

Gürültü zararlarına karşı alınabilecek önlemler "teknik", "biyolojik" ve "sosyal" önlemler olmak üzere üç grupta toplanabilir.

Teknik Önlemler
Yapılarda ses geçirmeyen izole malzemeler kullanmak, pencere sayısını azaltmak ve çift cam kullanmak.
Taşıtlara ait gürültü zararlarını azaltmak için, bunların geçeceği yoları, yerleşim alanlarının uzağından geçmesi planlanabilir. Yol kaplamaları ve araç lastikleri, ses ve gürültü tekniği bakımından en az zarar verecek şekilde yapılabilir.
Gelişmiş ülkelerde "gürültü kadastrosu haritası"  yapılarak kentlerde, örneğin taşıtlardan kaynaklanan gürültü mekanları belirlenir. Bunlar alınacak önlemler için ipucu vermektedir.
Kentlerde "yaya zonları" oluşturularak araç trafiğinin oluşturduğu gürültülü alanlara girmeden, insanların kentte gezip alış veriş yapmaları sağlanabilir.
Sanayi kuruluşlarında ve imalathanelerde çok gürültü çıkaran makineler, gürültü azaltıcı mekanizmalarla donatılabilir.
Otoyolların kenarlarına gürültü absorbe eden teknik objeler (beton veya ahşap perdeler, çitler) yerleştirilebilir.

Biyolojik Önlemler
Yeşil bitki örtüsünün, özellikle ormanların gürültü şiddetini azalttığı araştırmalarla belirlenmiştir. Bu araştırmalardan elde edilen verilere göre, otoyolun kenarında bulunan 250 metre genişliğindeki bir orman şeridi, otoyoldaki gürültü şiddetini 40 dB(A) kadar azaltabilmektedir. 

Sosyal Önlemler
Gürültü ile mücadelede yasal düzenlemeler ve eğitim gibi önlemler, önemli derecede etkili olmaktadır. Örneğin Almanya’da “Uçak Gürültüsüne Karşı Koruma Yasası” ve buna ait yönetmeliklere göre uçakların kalkış ve iniş zamanları, uyku ve dinlenme zamanları dikkate alınarak düzenlenmiştir. Kent içinde gürültüye neden olan inşaatların günlük başlama ve bitiş zamanları da yasal düzenlemelerle belirlenmektedir. Ülkemizde de tır ve kamyonların kent içinden geçme zamanları yasal düzenlemelerle programlanmıştır.

Sosyal önlemlerden eğitim, herhalde gürültü rahatsızlığına ait önlemler arasında özel bir yer tutmaktadır. Eğitimli ve çevre ahlâkına sahip bir eğlence yeri sahibi, sabaha kadar dayanılmaz gürültü çıkaran diskosunu (ek masrafı göze alarak) eğlence yerinin bodrum katında yapar. Tavan, taban ve duvarlarını ses yalıtım tekniği ile donatır. Bunu yapmayanlar da hoparlörlerini belirli saatten sonra kapar. Eğitimli insanlar, toplu yerlerde yüksek sesle konuşmaz, evlerindeki müzik setlerinin sesini çevrelerini rahatsız etmeyecek şekilde ayarlarlar. Eğitimli sürücüler, İstanbul’da olduğu gibi, özellikle kapalı ve uzun alt geçitlerde, tünellerde tiz sesler çıkaran kornalarını sırf kendi zevklerini tatmin için uzun uzun çalmazlar.

Genel olarak bir değerlendirme yapmak gerekirse gürültü kirliliği, buraya kadar açıklanan teknolojik, biyolojik ve sosyolojik koruma önlemlerinin birlikte alınması halinde bir sorun olmaktan çıkartılabilir.

Çevre koruma bilincine sahip ülkelerde bunun çok güzel örnekleri görülmektedir. Halkın bilinçlenmesi, özellikle devlet kuruluşlarını bu konuda etkili kontrollü önlemler almaya zorlayacaktır. Almanya için 2005 yılı Şubat ayında, Almanya televizyonlarında gösterilen bir program halkın bilinçlenmesinin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyordu. Bu programda, otoyola yakın bir yerleşim yeri halkını gürültüden koruyacak önlemler alınmadığı için, otoyolda toplu halde nasıl eylem yaptıkları ve isteklerini gerekçeli dile getirişleri konusu işleniyordu.

Bütün bunlar, Sokrat’ın “insan, ancak eğitimle insan olur” sözünün ne kadar doğru olduğunu hatırlatmaktadır...

Kaynakça

- Prof. Dr. Necmettin ÇEPEL - Gürültü Kirliliği
- Doç. Dr. Çağatay GÜLER / Zakir ÇOBANOĞLU - Gürültü
- http://www.dicle.edu.tr/Contents/5fd689c3-3cc4-4909-843a-0c3671016a1c.pdf
- https://www.metalurji.org.tr/dergi/dergi127/der127_22.pdf
- http://www.obi.bilkent.edu.tr/ekookul/pdf/gurultukirliligi.pdf

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ters Osmoz Teknolojisi Nedir ?

Termal Kirlilik Nedir?

Pandemi Nedir?